I/III — THE HEAVINESS OF CONFIDENCE

Selin Aksoy

Cardiff’e elimde üç valiz, üç çantayla yola çıktım. Daha ailemle yeni vedalaşmıştım ki valizlerden en ağır olanının tekeri koptu. Havaalanında boş yer yoktu. Oturdum bir duvar kenarına, ağladım, ayağa kalktım ve sürükleye sürükleye yürümeye devam ettim.

Başka ne yapabilirdim ki?

Yalnızdım.
Ağlayamazdım.
Zorlanamazdım.
Tek başıma yapmak zorundaydım.

Sorun değil.

Ben çok güçlüyüm.
Ben her şeyi başarırım.
Ben her şeyi kendim hallederim.

Ne oldu biliyor musunuz?

Halledemedim.

Gerçekten çok zorlandım. Tahmin ettiğimden çok daha fazla. Defalarca başaramadığımı hissettim. Kendimi suçladım.

Ben “Selin Aksoy’um”, nasıl yapamam, nasıl “başarısız” olurum?

Beni tanıyanlar bilir: özgüveni yüksek bir insanım aslında. Çünkü elimde kendime güvenmem için geçmişten kanıt var. Daha önce yaptıklarım, iyi olduğumu bildiğim şeyler, yıllardır kendimle ilgili topladıklarım…

Peki ya daha önce hiç yapmadıysam?
Ya ne yapacağımı bilmiyorsam?
Ya bu sefer gerçekten yapamazsam?

Ve öğrendim ki, yine de sorun değil.

Ama bu seferki farklı.

Belki hata yapacağım. Belki birden fazla kez başaramayacağım. Belki gerçekten ne yapacağımı bilemeyeceğim. Ama ne olursa olsun, kendimi yarı yolda bırakmayacağım.

Gerekirse yine ağlayacağım, ama yine de kalkacağım.

Bu sefer “başarmak zorundayım” diyen Selin olarak değil; zorlandığını kabul eden, bir kere başaramasa bile tekrar deneyebilme ihtimalini kendinden almayan Selin olarak.

Dur.

Çünkü geleceği ve sonucu her zaman kontrol edemeyebilirim. Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, bazı şeyleri yapamayabilirim. Yanlış kararlar verebilirim. Yardıma ihtiyacım olabilir. Bazen sadece kaçmak isteyebilirim.

Dur.

“I will? I might?”
“I can, I could?”

Sorun değil. Çünkü hâlâ ben de öğreniyorum. Birine gerçekten güvenmek, gerektiğinde “benefit of the doubt” verebilmek değil midir biraz da?

Kendime güvendiğimde?

Özgüven. Kendine inanmak?

“AXIOM: Doğruluğunun ispatlanmasına gerek duyulmadan apaçık kabul edilen ve diğer tüm önermelerin, teorilerin veya kuralların temel dayanağı olan önermedir.”

Benim kendime güvenim bildiklerimden geliyordu. Her şeyi biliyor olmaya ihtiyacım vardı. Bilmemek beni korkutuyordu.

Şimdi?

Halledebilir miyim?

Bilmiyorum.

Ama galiba artık bütün mesele de bunu bilmek değil.

İleride tekrar denemek isterim.

Yapabileceğimi bilerek değil, ne olursa olsun yüzleşebileceğimi bilerek.

Bilmediklerimi öğrenmek için değil, neyi bilmediğimi öğrenmek için.

Ve bilmediklerim çoğaldıkça kaybolmuyorum aslında.